skip to Main Content
  • EN
  • FR

Limited Ortaklıklarda Müdürlerin Kanuni Sorumluluğu

Türk Ticaret Kanunu m. 623’e göre müdürler limited şirketin yönetim ve temsil organıdır.

Müdürler, genel kuruldan farklı olarak daimi bir organdır. Kuruluşta esas sözleşme ile atanan, işleyişte ise genel kurul tarafından seçilen müdürlerin şirketin yönetim ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirket sözleşmesi ile yönetim ve temsil müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. Ancak en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması zorunludur. TTK m. 644/1-a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır. Buna göre yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553. maddenin limited şirket müdürlerinin sorumluluğunda da geçerli olduğu açıkça benimsenmiştir.

MÜDÜRLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞUN TEMEL ESASLARI

Müdürlerin organa özgü yetki kullanırken yaptıkları işlemlerden veya görevlerini yaparken işledikleri haksız fiillerden dolayı bizzat şirket sorumludur (TTK m. 632).

Müdürlerin hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, ortada somut bir zararın bulunması gereklidir. Nitekim zarar tehlikesi sorumluluk için yeterli değildir. Buna ek olarak meydana gelen zararın müdürlerin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları sonucu meydana gelmesi şarttır. Yani sorumluluktan söz edebilmek için uygun illiyet bağının varlığı aranır. Kısaca, müdürlerin sorumluluğu için zarar, kusur, hukuka aykırılık ve nedensellik bağı şartlarının bir arada bulunması şarttır. Şartlardan birisinin eksikliği, sorumluluğu ortadan kaldırır.

Kanunda organa özgü sorumluluğun kişisel bir sorumluluk olduğu, her bir müdürün ya da yöneticinin kendi kusurlu davranışlarından sorumlu tutulacağı belirlenmiştir. Başka bir anlatımla sorumluluk müdürler kuruluna değil, her bir müdüre şahsen yüklenmiştir.

TTK m. 625/2 hükmüne göre, şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin aldıkları belirli kararları ve münferit sorunları genel kurulun onayına sunmaları öngörülmüşse, genel kuruldan onay alınması müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldıran ve/veya sınırlandıran bir faktör değildir. Kanunda müdürlerin alınan karardan sorumlu olmaya devam edeceğinin belirtilmesi işlev ayrılığının bir gereğidir.

SORUMLULUK KOŞULLARI

Kanundan ve Esas Sözleşmeden Doğan Yükümlülüğün İhlali

Müdürlerin yükümlülüğünden anlaşılması gereken kanunlardaki veya esas sözleşmede bir görev veya yetki bağlamında öngörülen hususlardaki yapma ve yapmama zorunluluklarıdır. Bu kapsamda öncelikle müdürlerin TTK m. 626 anlamında özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırı davranması, eşit işlem ilkesini ihlal etmesi durumları yükümlülük ihlallerine örnek olarak gösterilebilir. TTK m. 623/3 ise müdürlerin kanunla veya şirket sözleşmesiyle genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğunu hükme bağlamıştır.

Devredilmez ve vazgeçilmez görevlerin düzenlendiği TTK m.625 hükmüne göre kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda müdürlerin görevli ve yetkili olduğunu belirterek müdürlerin kullanacakları yetki kapsamındaki yükümlülükler gösterilmiştir. Bu hükümlerin yanı sıra TTK’nın 549, 550, 551, 586, 591, 594, 598, 591, 603/5, 610, 611, 614, 616, 617, 633. ve 639. maddelerinde limited şirket müdürlerin yükümlülük kapsamında bulunan görev ve yetkiler sayılmıştır.

İhlalde Kusurun Varlığı

Limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu kusura dayalı bir sorumluluktur. Bu nedenle yükümlülüğün ihlalinde kusur olmaksızın müdürlerin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bunun da ötesinde şirketin zarar etmiş olması veya beklenen gelişmeyi göstermemesi müdürleri sorumlu tutmak için yeterli değildir. Buna mukabil müdür kanun ve esas sözleşmenin kendisine yüklediği görevlerden birisini kusurlu olarak yerine getirmeyerek bir zarara neden olmuşsa, sorumlu olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta yükümlülüklerin kusurlu olarak ihlali nedeni ile müdürlerin sorumlu olabilmesi için, ihlal sonucu, şirketin, ortakların ya da alacaklıların bir zarara uğramış olması gerekliliğidir. Bunun anlamı yükümlülük ihlaline rağmen ortada bir zarar mevcut olmadığında müdürlerin sorumluluğunun söz konusu olmamasıdır. Bununla birlikte, kusurun varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu belirtmek gerekir.

Kusursuzluk Durumları

-Özen Borcuna Uygun Davranılması

Müdürler aleyhine açılan sorumluluk davalarında hâkim, kusurun varlığını saptarken TTK m. 626’da hükme bağlanan özen borcuna uygun davranılıp davranılmadığına bakacaktır. Özen borcu kapsamında incelenecek olan hususlara, müdürün konu hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olup olmadığı, gerekli belgelerin toplanıp toplanmadığı, konu hakkında uzman kişilerden görüş alınıp alınmadığı örnek olarak gösterilebilir. Burada özen borcu ile kast edilen objektif özen borcu olup müdürün ticari takdirlerinin inceleme kapsamına girmeyeceği not edilmelidir.

Kararda Olumsuz Oy Kullanılması

Yeni TTK’da açık bir hüküm bulunmasa da hukuk doktrinine göre olumsuz oy sorumluluğu engelleyen faktörlerden sayılmaktadır. Ancak bunun için olumsuz oyun (muhalefetin) karar defterinde imzalı olarak yer alması gerekir. Çekimser oy sorumluluktan kurtulabilmek için yeterli değildir.

-Toplantıya Katılmamak

Bu hususta da kanunda açık bir hüküm olmasa da yine doktrine göre kabul edilebilir meşru bir mazereti olan ve bunu ispat eden müdürün sorumlu olmayacağı görüşü hâkimdir. Ancak kanuni dayanağın mevcut olmaması konunun temkinle ele alınmasını gerektirmektedir.

-Kontrol Dışında Kalan Aykırılık ve Yolsuzluklarda Sorumluluk

TTK m. 553/3 hükmüne göre “Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.”

-Görev ve Yetkinin Devredilmesi

TTK m.553/2 hükmüne göre kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevin veya yetkinin başkasına devredilmesi halinde, devralan kişilerin fiil ve kararlarından devreden sorumlu tutulamayacaktır. Ancak devredenin devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde devredenin sorumluluğu devam edecektir.