skip to Main Content
  • EN
  • FR

İdari Yargıda Dilekçe Ret Kararı

İdari Yargılama Usulü, diğer yargılama usullerine göre en şekilci alanlardan biridir. İdare ve vergi mahkemelerine sunulan dilekçelerin mutlak surette 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na (“İYUK” veya “Kanun”) uygun olarak hazırlanması gerekmektedir. Aksi takdirde mahkemeler dilekçe ret kararı vermekte ve aynı hataların tekrarlanması halinde dava reddedilerek ciddi hak kayıpları söz konusu olmaktadır.

Dilekçe ret kararı idari yargıda ilk inceleme aşamasında verilen kararlardan biridir. İlk inceleme mahkemeye sunulan dilekçedeki uyuşmazlığın usul hükümleri açısından incelendiği aşamadır. İYUK’nun 14. maddesinde düzenlenen ilk inceleme aşamasında mahkemede açılan davanın belirli açılardan kanuna uygun olarak açılıp açılmadığı incelenir. İlk incelemede dilekçeler sırasıyla görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları açısından incelenir. Burada inceleme konusu olan usul kurallarında hukuka aykırılık görülmesi halinde farklı kararlar verilebilmektedir.

Dilekçenin reddi kararı 15. maddenin 1/d maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre dilekçede ehliyet ve 3 ve 5 inci maddelere uygunluk bakımından kanuna aykırılık görülmesi halinde “…otuz gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine” karar verilmektedir. Şu durumda dilekçe ret kararının toplamda 3 farklı durumda verildiğini söylemek mümkündür:

  • Dilekçenin Kanun’un 3. maddesine aykırı olarak hazırlanmış olması
  • Dilekçenin Kanun’un 5. maddesine aykırı olarak hazırlanmış olması
  • Davanın ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından açılmış olması

Bu durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir:

  • 3. maddeye aykırılık

İYUK’nun 3. maddesi dava dilekçelerinin nasıl hazırlanması gerektiğini düzenlemektedir. Bu hüküm uyarınca öncelikle dilekçelere mutlaka davacının adresi, kimlik numarası ve adresi ile vekilinin de adresinin girilmelidir. Davalı idareye ilişkin girilen bilgilerde yanlışlık olsa dahi bu durum re’sen düzeltilmekte ve dilekçenin reddine sebep olmamaktadır. Örneğin davalı idare yanlış gösterilse dahi husumet yargı mercii tarafından düzeltilmekte, doğru idare hasım mevkiine eklenmektedir.

Dilekçede davanın konusunun, dayandığı sebeplerin ve delillerin de gösterilmesi gerekmektedir. Bu noktada uygulamada en çok karşılaşılan sorun, davacının iptal davasında hangi işlemin iptalinin istendiğinin net olarak gösterilmemesidir. Mahkeme tarafından verilecek iptal kararı, geriye etkili olarak ilgili işlemi ortadan kaldıracak ve işlem hiç tesis edilmemiş gibi hukuki sonuç doğuracaktır. Bu nedenle iptal davasında iptali talep edilen işlem, tesis eden idare, tarih ve sayısı ile birlikte net ve açık bir şekilde belirtilmelidir. Dava konusu edilen işleme dair dilekçenin konu, gövde metni ve sonuç kısımlarında bir çelişki ya da tutarsızlık olmamalıdır. Böyle durumlarda yargı merciileri dilekçe ret kararı vererek iptali istenen işlemin açık bir şekilde belirtilmesini isterler.

Aynı durum vergi davaları için de geçerlidir. Vergi mahkemelerinde açılan davalarda da uyuşmazlık konusu miktarın, davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarasının hiçbir karışıklığa meydan vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. İptali istenen vergi veya verginin dönemi ile ilgili bir tereddüt söz konusu olması halinde yine dilekçe ret kararı ile karşılaşılabilecektir.

Yine tam yargı davalarında da mahkemeden hüküm altına alınması talep edilen tutarın net bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte İYUK md. 16/4 gereğince tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir. Burada kastedilen dava dilekçesinde mahkemeden talep edilen tazminat miktarına ilişkin dava dilekçesinde uyumsuzluk ve tutarsızlık olmamasıdır.

Dilekçe ret kararı ile sık karşılaşılan bir başka durum, idari yargının doğasına aykırı taleplerle dava açılması halidir. İdari yargıda yalnızca iptal ve tam yargı davaları açılabilir. Yani mahkemeye sunulacak talep ya bir işlemin iptali ya da davalı idarenin bir tutar ödemeye mahkûm edilmesi talebi olabilir.  İdari yargıda bu talepler dışında dava dilekçesine bir talep eklenmesi durumunda dilekçe ret kararı verilir. Örneğin idari yargıda tespit davası açılamaz. Bu nedenle mahkemeden bir hakkın ya da durumun tespiti talep edilirse dilekçe reddedilir. Yine mahkemelerin bir idari işlem oluşturacak şekilde karar vermeleri mümkün değildir. Mahkemeden davacının bir yere atanmasına, bir statüye kabul edilmesine vb. şekilde idari işlem tesisi anlamına gelecek taleplerde bulunulamaz. Mahkeme yalnızca dava konusu edilen işlemi hukuka aykırı bulması durumunda iptal kararı verebilir; davalı idarenin yerine geçerek işlem tesis edemez, eylemde bulunamaz.

3. maddeye aykırılık nedeniyle mahkeme tarafından dilekçe ret kararı verilmesi halinde davacının bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde dilekçeyi Kanun’un 3. maddesine uygun hale getirerek davayı yenilemesi gerekmektedir. Bu şekilde yenilenen davada yeniden harç alınmamakta, davaya yeni bir esas numarası tayin edilmektedir. Dava yenilenirken mahkemenin dilekçe ret kararındaki gerekçelere dikkat edilmesi, hangi sebeple dilekçe ret kararı verilmişse özellikle o hususların düzeltilmesi gerekmektedir. Yenileme dilekçesinde mahkemenin dilekçe ret kararından bahsedilmesi, kara numarasına ve tarihine yer verilmesi gerekir. Yenilenen dilekçede aynı hataların tekrarlanması halinde davanın reddine karar verilir. Şayet 30 günlük süre içerisinde dava yenilenmezse dava süre aşımı nedeniyle reddedilir.

  • 5. maddeye aykırılık

İYUK 5. maddede yer alan düzenleme, birden fazla işlem için tek dilekçe ile ya da birden fazla kişinin tek dilekçe ile dava açtığı halleri düzenlemektedir. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere idari yargıda her bir işlem için ayrı ayrı dava açılmalıdır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Yine birden fazla kişinin tek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekmektedir.

İdari yargı mercilerinin her bir işlem için ayrı dilekçelerle ayrı dava açılması konusunda hassas olduğunu belirtmek gerekir. Fakat bu hükümdeki istisnaların söz konusu olması halinde birden çok işleme tek dilekçe ile dava açılabilir. Örneğin bir kamu görevlisinin bir eyleminden ötürü disiplin cezasına mahkûm edilmesi ve görev yerinin değiştirilmesi halinde iki işlem arasında maddi yönden bağlılık olduğundan aynı dilekçe ile dava konusu edilebilirler. Bir idari işlem ile dayanağı olan idari düzenleyici işlem arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğundan bu iki işleme aynı dilekçe ile dava açılabilir.

Yine birden fazla kişinin aynı dilekçe ile dava açabilmeleri için de hem hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması hem de davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekmektedir. Bu duruma örnek olarak aynı hukuki durumdaki kişilerin bir düzenleyici işleme birlikte dava açmaları gösterilebilir. Örneğin bir okuldaki öğrencilerin sınıf geçme yönetmeliğinde yapılan bir değişikliğe birlikte dava açmaları mümkündür. Yine bir mala iştirak halinde malik olan kişilerin, o malla ilgili idari bir tasarrufa aynı dilekçe ile dava açmaları mümkündür.

5. maddeye aykırı olarak aynı dilekçe ile birden fazla işleme dava açılması halinde mahkeme dilekçe ret kararı ile her işlem için ayrı ayrı dava açılmasına karar verir. Yine bu hükme aykırı olarak birden fazla kişi aynı dilekçe ile dava açmışsa mahkeme her kişinin ayrı ayrı dava açmasına karar verir. Mahkemenin 5. madde nedeniyle dilekçe ret kararı vermesi halinde her bir işlem için ya da her bir davacı için ayrı dava dilekçesi hazırlanarak dava açılır. Yenileme dilekçelerinde mahkemenin eski dilekçe ret kararından bahsedilmelidir. Yenileme dilekçelerinde ayrıca harç ve posta gideri alınacaktır. 

Yenileme dilekçelerinin dilekçe ret kararına uyulmadan sunulması halinde davanın reddine karar verilecektir. Mahkeme tarafından tanınan 30 günlük sürenin dava yenilenmeksizin geçirilmesi halinde de dava süre yönünden reddedilecektir.

  • Davanın avukat olmayan vekil tarafından açılması

İdari yargıda dilekçenin reddine sebep olan durumlardan biri de dava ehliyeti bulunan davacının avukat olmayan vekili aracılığıyla dava açmış olmasıdır. Bu durumda mahkeme tarafından dilekçe reddedilerek davacının bizzat ya da avukat vekaletiyle dava açması için 30 günlük süre verilir. Bu süre içinde davacı davayı bizzat ya da avukat olan vekili vasıtasıyla açarsa dava süresinde kabul edilir ve işlemlere devam edilir. Aksi durumda dava süre aşımı nedeniyle reddedilir.

Dilekçe ret kararları üzerine süresi içinde verilen yenileme dilekçelerinde aynı hataların tekrar edilmesi durumunda davanın reddedileceğini belirtmiştik. Fakat yenileme dilekçesinde ilk dilekçedeki hatadan farklı hataların yapılması durumunda dava reddedilmeyecek, ikinci dilekçedeki hatalar için yeni bir dilekçe ret kararı verilecektir.

Önemle belirtmek gerekir ki yukarıda sayılan hallerde mahkeme tarafından verilen dilekçe ret kararlarına karşı kanun yoluna başvurmak mümkün değildir. Ancak mahkeme tarafından davanın reddine dair kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesinde mahkemenin ilk dilekçe ret kararı da hukuka uygunluğu yönünden denetlenecektir.